Çocuklarda Diş Gıcırdatma Sorunu ve Çözüm Yöntemleri




 

Çocuklarda Diş Gıcırdatma 



 

(Diş bileme mi desem acaba?)

2008 yılının Kasım ayında, İzmir- Urla ilçesinin Özbek köyünden bir bayan
telefon açtı:

 
-Kızım dişini gıcırdatıyor, size getirsem yarar olur mu? 
 
-Kaç yaşında? 
 
-Beş yaşında. 
 
-Getirin, yarar olur. 
 
41 yaşında olan polis emeklisi  bayan, kızı ile geldi ertesi gün.
Kocası da polismiş ama iki yıl önce vefat etmiş. Kız, anne ve anneanne üç kişi
yaşıyorlar evde. Bu sevgili anne, her sabah kızını arabasına alarak Urla'daki
bir anaokuluna götürüyor eğitim amacıyla. Gün boyu o okulda kalıyor çocuk.

 
Bir süre takma sökme kimi oyuncaklarla oyun oynadık çocukla. Oyun arasında çocuğa,
‘Gel seninle çizgi bilmece oynayalım’ ‘diyerek çalışma masasına aldım ve  porte
us zekâ testi uyguladım. Çocuk ile ilgili gerekli bilgiyi edindikten sonra
anneyi aldım karşıma. Çocuk benim verdiğim oyuncaklarla oynuyor kendi başına.
Anne ile ben de masada karşı karşıya görüşüyoruz ve çocuğunu tanıtmaya
çalışıyorum anneye:

 
Üstün zekâlı ve sanatsal yetenekli bir kızın var. Önce seni kutluyorum.
Kızının gittiği okul, kızının temel gereksinmelerini karşılayamıyor. Bir
başka deyişle o okulda, kızına uygun bir eğitim verilemiyor. O nedenle gün boyu
acı çeken kızın, gece boyu dişlerini gıcırdatarak öç almaya çalışıyor.
Toplumsallaşması açısından haftada üç yarım gün okula gitmesi yeterli sayılmalı.
Ev hanımı olduğuna göre kendin eğiteceksin kızını. Çocuk eğitimi üzerine
donatacaksın kendini. Başlangıç olarak benim eğitim sitesine bir göz atabilirsin.
Bir başka deyişle çocuğunun hem annesi hem de eğitmeni olacaksın. Aile içinde
kızının temel gereksinmelerini karşılayacak bir yaşama düzeni oluşturacaksın.
Annen, sen ve kızın olmak üzere üç kişilik bir aile olacaksınız. Bilimsel ve
çağdaş bir Aile yaratabilirseniz evinizde, dört beş ay içinde diş gıcırdatma
sorununu aşabilir kızın...

 
Anne Sordu:
 
-Siz yardımcı olabilecek misiniz?
 
-Elbette, istersen terapiye alırım çocuğu.
 
-Terapi nasıl oluyor?
 
-Haftada bir gün bana getireceksin kızını. Terapi haftada bir yapılır ve
bir saat sürer. Altmış dakikayı geçtiğinde eksi yazmaya başlar terapi.

 
 İkinci hafta bana gelişinde anne:
 
 -Efendim, kızım okula gitmek istemiyor. Israr edince de kendini
yerlere atıyor, bağırıp çağırarak debelenmeye başlıyor.

 
                   
                  * * *

 
Çocuk Neden Okula Gitmek İstemiyor?
 
Daha önceleri okula gitmeyi bir yaşama biçimi ve uyulması gereken bir kural
olarak algılıyordu bu kız. Güneşin doğuşu batışı, gece gündüzün oluşu, yeme,
içme, oyun oynama vb. yaşam parçaları gibi. Ama okula gitme işi üç yarım güne
düşünce, çok zeki olan bu kız, okul işinin temel bir kural olmadığını anlıyor
Okulu sevmediği için de sonuna kadar direnmeye başlıyor okula gitmemek için.
Bir başka deyişle başka bir yaşam biçiminin farkına varıyor.

 
Aslında kızına çok düşkün olan bu anne, kızının daha iyi bir eğitime
kavuşması için İzmir'e  göçtü. Hatay semtinde kiraladığı bir eve yerleşti.
Yerleşmenin haftasına terapi için kızını getiren anne:

 
 -Efendim, kızım burada da anaokuluna gitmek istemiyor.
 
-Konak, Alsancak çevrelerini bir dolaş, sor soruştur. Milli Eğitim
Müdürlüğüne, Halk Eğitim Merkezine  uğra. Çocuklar için Müzik, resim,
oyun, dans, tiyatro vb. sanatsal bir eğitim kurumu bulabilirsen oraya gönder
kızını.

 
Alsancak semtinde bir tiyatro kursu buluyor anne.  Altı yaş ve üstü
çocuklar  alındığı için sekreter, tiyatro kursuna  kayıt etmiyor
çocuğu. Kurs müdürüne  çıkan anne, yalvar yakar:

 
-Lütfen bu okula kızımı alın, üç beş hafta deneyin, uyum gösteremezse
 geri alırım.

 
Ertesi gün kurs yapısına giren kız, gülen oynayan, yatan yuvarlanan,
 bir arada konuşup oyun oynayan (oyun provası) çocukları görünce
kendiliğinden katıltıveriyor oradaki  çocukların arasına. İlk provada
favori oyunculardan birisi olarak göze çarpıyor. Böylece tiyatro kursuna kaydı
yapılıyor. 

 
2008,2009 öğretim yılında hem terapiye geliyor bana hem de tiyatro okuluna
gidiyor kız.2008 yılı Eylül ayına doğru diş gıcırdatma kesiliyor ve ilköğretim
okuluna kayıt oluyor. İlköğretim okulunun bahçesini daha neşeli bulmalı ki seve
seve koşuyor sınıfına diğer öğrencilerle birlikte. Sınıfının en başarılı
 öğrencilerinden birisi olarak ikinci sınıfa geçiyor. 

 
                   
                 * * *

 
Bu çocuk neden dişini gıcırdatıyor?
 
Bu çocuk üstün yetenekli ve zeki bir kız.. Yeteneklerinin çiçek açabilmesi
için gereksinmesi olan müzik, resim, oyun, dans, sevgi ve saygı gibi temel
uyarıcıları alamıyor. Çocuğun bilinçaltı çağrı yapıyor. '' Ey evren, ben bu
dünyaya acı çekmek için mi geldim? Neden benim hakkım verilmiyor? ‘Burada ilk
evren aile, kinci evren  anaokulu, Üçüncü evren ise Türkiye ve yerküre
Aslında bu kız diş gıcırdatmıyor, yaşama hakkını vermeyen evrene diş biliyor
 
                   
             * * *.
 
Televizyonda, Mersinli  bir anne yana yakıla bağırıyor: 
-Benim kızım ortaokulda,  lisede çok iyi bir öğrenciydi. İstanbul'a
geldi, üniversiteye girdi. Kızımı aldatarak terörist yaptılar...
 
Ne televizyon programı yapan kişi ne de çevresinde bulunanlardan hiç bir
kimse demiyor ki, ‘Sevgili bayan, binlerce kız öğrenci geliyor İstanbul'a.
Neden  onları aldatmıyorlar, neden onlar terörist olmuyor?
 
Çocuğun kişiliğinin gelişmesi üç yaşına kadar çok önemlidir. Altı yaşında,
kişilik gelişmesi tamamlanır. Çocuk ilk yaşlarda dişini gıcırdatıyorsa, evrene
(topluma) diş biliyor demektir. Günü gelince de dişini geçireceği alanlar arar
ki o alanlar da anarşi ve terör alanlarıdır.
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

Saat
 
Reklam
 
 

 
Bugün 11 ziyaretçi (44 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ysfgunduz.tr.gg